13 Mart 2026 Cuma
Haber

Çin Sistemin İçinden Vuruldu: Doğu Türkistan Kampları Hâlâ Devrede

Çin Komünist Partisi'nde 24 yıl boyunca üst düzey görevlerde bulunduktan sonra ABD'ye sığınan Hui kökenli eski yetkili Ma Ruilin, Doğu Türkistan'daki devasa toplama kamplarının iddia edilenin aksine kapatılmadığını ve esaretin fiilen devam ettiğini açıkladı.

Paylaş:
Çin Sistemin İçinden Vuruldu: Doğu Türkistan Kampları Hâlâ Devrede

Çin Komünist Partisi'nde 24 yıl boyunca üst düzey görevlerde bulunduktan sonra ABD'ye sığınan Hui kökenli eski yetkili Ma Ruilin, Doğu Türkistan'daki devasa toplama kamplarının iddia edilenin aksine kapatılmadığını ve esaretin fiilen devam ettiğini açıkladı.

Çin'in Doğu Türkistan'daki uygulamalarına yönelik uluslararası tepkiler sürerken, rejimin iç yüzünü bilen üst düzey bir isimden çarpıcı bir itiraf geldi. Çin Komünist Partisi (ÇKP) bünyesinde 24 yıl boyunca kritik görevler üstlenen ve sistemin uygulamalarına dayanamayarak Amerika Birleşik Devletleri'ne sığınan Hui kökenli Müslüman yetkili Ma Ruilin, bölgedeki güncel durumu ilk ağızdan dünya kamuoyuyla paylaştı.

Eski ÇKP yetkilisi Ma Ruilin, Pekin yönetiminin uluslararası baskılar sonucu kapattığını veya "eğitim merkezine" dönüştürdüğünü öne sürdüğü toplama kamplarının aslında hâlâ aktif olduğunu doğruladı. Ma'nın ifadelerine göre, Doğu Türkistan coğrafyasına inşa edilen devasa boyutlardaki bu tesislerde tutuklamalar, zorla alıkoymalar ve sistematik esaret bugün dahi kesintisiz bir şekilde uygulanmaya devam ediyor.

Yıllarca sistemin merkezinde yer alan Ma Ruilin, sadece kampların fiziksel varlığını doğrulamakla kalmadı; aynı zamanda bölgede yürütülen sistematik dini zulmü ve etnik asimilasyon politikalarının boyutlarını da gözler önüne serdi. Çin'in Müslüman azınlıklara yönelik baskı aygıtının nasıl işlediğini detaylandıran Ma'nın bu açıklamaları, kampların statüsü hakkında bağımsız bilgi akışının neredeyse imkansız olduğu bölgedeki insan hakları ihlallerini bir kez daha uluslararası gündemin merkezine taşıdı.

Sistemin içinden bir ismin yaptığı bu doğrudan tanıklık, Doğu Türkistan'daki insanlık dramının sürdüğüne dair en net ve güncel kanıtlardan biri olarak değerlendiriliyor.